Thursday, June 11, 2009

Sanatçın gibi dimdik mi, yoksa politikacın gibi sürünerek mi?

Günüme, büyük üstad Bekir Coskun'la başlarım. Bu gün yine o harika yazılarından birini yazmış Fazıl Say'ı da sonuna öyle güzel yerleştirmiş ki. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11841334.asp?yazarid=2&gid=61 O komedi gibi görünen satırlarında, her zaman nettir ve aynı mesajı verir durur. "Hep güleriz ağlacak halimize" mesajını.

Türkiye'de insanlar, Atatürk gibi bir dehayı anlamış olsalardı, bizler çoktan AB'ye girerdik. O ki "SANATÇI; IŞIĞI ALNINDA İLK HİSSEDEN KİŞİDİR" dememiş miydi? Tabii ki sınırlarını(ülke sınırlarını kastetmiyorum) aşan gerçek sanat ve sanatçıları kastetmişti. Yoksa otel odalarında mangal pişiren ya da gümrük polisyle polemik yaşayan sanatçı(!) ları değil. Her ne kadar biz hala onları baş tacı yapıyor olsak da...

Düşünün Luciano Pavarotti'nin Opera Sanatı'na kattıklarını. Dünyada "Opera seyirci kitlesini, belki de 4-5 katına çıkardı. Ya ülkesine getirdiği prestij. Şişman adamı kimse şişman görmedi. Estetik, duygulu ve milyonları büyüleyen oldu o bizim için. Niceleri silindi gitti o hep vardı ve hala var. Eser bırakan her kişi bir şekilde var oluyor. Nur içinde yatsın...

Fazıl Say'da böyle bir misyonu yüklenmiş durumda. Hep dediğim gibi o benim Paderewski'm.

Kim mi Paderewski?Polonya Dünyanın en ünlü müzisyenlerini yetiştimiş ülkelerdendir. Mesela Chopin. Ama bir tanesi vardır ki, o hem iyi bir Chopin yorumcusu hem de vatanına aşıktır... ünlü piyanist Paderewski' den bahsediyorum. Paderewski, üstün yeteneğinin yanında ülkesine müthiş bağlılığıyla da bilinen bir sanatçı. Kariyeri boyunca kazandığı her kuruşu Ülkesi için harcayabilecek kadar cömert, ülkesinin dış güçlerce bölünme tehlikesine karşısında sesiz kalamamış, Cumhurbaşkanlığı'na kadar yükselmiş bir büyük insan. Merak edenler araştırabilir(ki mutlaka tavsiye ederim).

Size kimi çağrıştırıyor? Fazıl Say değil mi? Fazıl Say ülkemizin yetiştirdiği en iyi besteci ve yorumcu sanatçılardan biridir ama Vatanının ve kendi kültürünün de sevdalısıdır. Susmuyor,tüm canavarlar susmak zorunda kalıyor.

Ben kararımı çoktan verdim, Fazıl Say'lı bu yolda, sonuna kadar yanında olacağım.

(...) ve Türkiye kararını vermeli şimdi. Sanatçıları gibi alkışlanarak ve dimdik ayakta mı Avrupaya girecek, yoksa politikacıları gibi sürünerek mi? Yoksa Avrupa bize nerden gireceğini çok iyi biliyor.

Bülent Bezdüz
11- Haziran-2009
Glynderbourne/İngiltere

No comments: